<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701</id><updated>2012-02-16T03:56:10.958-08:00</updated><category term='Rock&apos;n roll'/><title type='text'>İnsanlar  Ötekiler ve Ötekiler...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>11</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-8345802638581973169</id><published>2011-04-10T05:13:00.000-07:00</published><updated>2011-04-12T06:40:52.596-07:00</updated><title type='text'>her insan yer içer de her insan neden yazamaz...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-qkFsrRjSB3Y/TaGfhe2Rs0I/AAAAAAAAFxs/L2WiNVB61JA/s1600/DSCN9506.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 124px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-qkFsrRjSB3Y/TaGfhe2Rs0I/AAAAAAAAFxs/L2WiNVB61JA/s200/DSCN9506.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5593927609736082242" /&gt;&lt;/a&gt;Tuhaf bir soru var bugün. Benzetmek gibi olmasın da... Müzik notaları gibi her kitap neden hep benzer notayı vurmaz, diye sordum. Yazmayı bilen her insan, neden benzer düzeyde yazamaz, diye sorulu bir yanıt geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri mektup yazamaz, öteki roman yazar. Okumayı bilen insanlar arasında da fark var. Her insan benzer düzeyde kitap okumaz. Farklı kitaplar, tuhaf konular vardır. Yazmayı bilenler arasında da böyle bir fark olur. Farklı kitaplar, kütüphaneler gibidir insanlar da. Kimisi yolculuğa çıkarken okunmasa bile yanında bir kitaplık taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi insan savaş ve barış romanı yaşar, sanki tüm ömrünü Tolstoy yazmış da dünyaya atmış gibidir. Kimisi Yaşar Kemal’in ‘Yer Demir Gök Bakır’ını, kimisi Aziz Nesin’in Zübük kişisini yaşar. Kimi insan Dostyevski’nin Suç ve Ceza romanından kaçmış ve bu nedenle dünyaya küsmüştür dersiniz. D. H. Lawrens'in 'Oğullar ve Sevgililer’deki kopyesi gibidir kimi oğul ki, babayı anımsamaz, hep anne dizi dibinde yaşar.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-sZnQ6irLy7Q/TaMJRcDxhtI/AAAAAAAAFx0/-mA64nM_F38/s1600/DSCN9518.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-sZnQ6irLy7Q/TaMJRcDxhtI/AAAAAAAAFx0/-mA64nM_F38/s320/DSCN9518.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594325357318735570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yazmayı bilen ve her okumayı bilen arasında beliren ayrım salt teknik bir fark mıdır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anna Karenina’yı bir solukta yaşayan bayanlar da vardır; ve onlar yeni feminizmle dönüştükten sonra, dönüp Lady Chatterley’e baktıklarında, yaşamlarını aslında, hangi kadın düşmanının böylesine sereserpe çıplak cesaretle roman boyutunda gardroptan dışarı çıkarıp, dünyaya attığını soracaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların da romancıya bunu sorma hakları var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olursa olsun, dört evlilikten sonra İsveçli kadınların nefretini toplayan August Sitrindberg, ölmeden önce yine de ‘İnferno’ adlı günlüklerini yazacaktır. Herkes istediğini yazabilir ve yaşayabilirse evet yaşasın hayat!&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-U-gRnaTxuBI/TaMKRTKmD2I/AAAAAAAAFyQ/BBzu_dcDgmQ/s1600/DSCN9508.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 121px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-U-gRnaTxuBI/TaMKRTKmD2I/AAAAAAAAFyQ/BBzu_dcDgmQ/s200/DSCN9508.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594326454443052898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yeme de yanında yat! Akşam sabah bey namazda, ne yapsın küçük hanım dördüncü sırada... Beşik kertiği ilk hanım sofada, mutfakta ikincisi, üçüncüsü çamaşır yıkasın çocuklarla.. ya Tunus'tan getirilen dördüncü yeni kuma, o ne yapsın... Bir de bunlar var bakın! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet! İşte herkes işteyken, enişte küçük baldıza, bana bir kayfe yap dediyse, insan istediğini yaşayabilirse.. evet yaşasın hayat! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dört kumanın ve o baldızın da, doğrudan hayata değil; romancıya, daha doğrusu bu satırların yazarına bunu sorma hakları var... Ve evet işte neden herkes yazamaz.. sorusunun yanıtı da burada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes istediğini yaşayabilirse ki yaşamalı insan isteyince. İnsan istediğini yazabilmeli de. Evet bu çok doğal bir şey işte denilmeli. Fakat neden herkes yazamaz dendiğinde bunun yanıtı da ikircikli bir rüzgara yelken şişirmeden verilmeli. Her insanın has ve öz gerçek özlemi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeme, içme, doludizgin ve kazanova gibi hovarda yaşayarak eğer gönül avutmaysa bu ve bunda, yaşamın tadını çıkarma sanatı biraz varsa.. durun bakalım. Burada herkesin ortak olacağı bir parantez açalım. Yemeden içmeden nasıl yaşanamıyorsa, okuma ve yazma eylemi olmadan yaşayamayan insan da vardır. Şöyle ki her insandaki zorunlu yeme/içme dışında, ayrıca zevk aldığı yeme ve içme nesneleri vardır ve hem ayrıdır, hem insan eğilimleriyle ayrılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimisi dondurmalı kazandibine bayılır, kimisi sade sütlaç sever, dondurma istemez. Yaşam böyle çok çeşitle kapıyı, pencereyi açıyorsa işler daha da kolay. Böyle ise eğer öte yanda hayallerle düşüp kalkma sanatı da, yazarlara büyükçe bir rüya görme yeri ayırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yollar hep aynı.. bakın biri, bir ötekine benzer ve bir yerde bir sahne açılır ve doğum günü kimliklere yazılır, kimi yerde kliniklerde, kimi yerde tarlada doğar insan.. evet ilk koşu ve ilk koşul, boğulmadan doğmak. Bunu unutmayın! Fakat bundan sonra başlar oyun ki her yerde kavşak ve dönemeçler farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insanın yazarak gerçeği betimleme sınırları ne kadar farklıysa, yaşamın sınırları da her yazmayı bilen ve her okumayı bilen insan sınırları kadar dalgalıdır. Pekçok insanın hercai bir çiçek gibi doğma ve o ömrünü o şekilde kovalama nedeni varsa.. şöyle ki, kimilerinin de ‘mahpushane çeşmesi yandan akıyor yandan’ türkülerine karşın, yazar olarak doğma ve yazar olarak ölme gerekçeleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, şimdi bu deneme yazısının bitiminde bakın ne olacak.. yetmiş beşinci doğum yılını yaşayan bu satırların yazarının payına düşen bir bilgelik parantezi açılacak.. umuyorum ki, bekleniyor bu; ‘sağlıklı yaşayın mutlu olun,’ derim. Bir de kitaplıkta, en eski basım tarihli olanların tozlarını alın. Kitaplar da insanlar gibidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi, içtenlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin Sonmez, 10 Nisan 2011, Stockholm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ yanda görülen Oğullar ve Sevgililer'in 1959 basımını, bu satırların yazarı Aralık 1959'da Sarıkamış'ta satın almış, ilk sayfasına tarih yazmış ve hemen o günler okumuş ve son sayfasına Ocak 1960 tarihi yazıp  imzalamış. İşin ilginç bir yanı da bu kitabın Stockholm'e, yazarımızla birlikte gelmiş olmasıdır. Kadim bir tanışıma yaklaşır gibi bu kitabı elime alıyor ve üstündeki tozları siliyorum. T.S.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-8345802638581973169?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/8345802638581973169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2011/04/her-insan-yer-icer-de-her-insan-neden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/8345802638581973169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/8345802638581973169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2011/04/her-insan-yer-icer-de-her-insan-neden.html' title='her insan yer içer de her insan neden yazamaz...'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-qkFsrRjSB3Y/TaGfhe2Rs0I/AAAAAAAAFxs/L2WiNVB61JA/s72-c/DSCN9506.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-6503672547930666128</id><published>2011-02-21T05:05:00.000-08:00</published><updated>2011-02-22T02:36:42.655-08:00</updated><title type='text'>Anders Zorn, 18 Şubat 1860’da Mora, Dalarna'da, yüz elli yıl önce doğdu.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-T5bdjizq4hc/TWJnOO5Sj0I/AAAAAAAAFfo/376InJ_ZMe4/s1600/Vart%2Bdagliga%2Bbr%25C3%25B6d%2B%25281887%2529%2Bakvarel%2B68%2B102%2BNationalmuseum%2BStockholm.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 166px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-T5bdjizq4hc/TWJnOO5Sj0I/AAAAAAAAFfo/376InJ_ZMe4/s200/Vart%2Bdagliga%2Bbr%25C3%25B6d%2B%25281887%2529%2Bakvarel%2B68%2B102%2BNationalmuseum%2BStockholm.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576132782852312898" /&gt;&lt;/a&gt;Anders Zorn, 18 Şubat 1860’da Mora/İsveç, Dalarna bölgesinde, 150 yıl önce basit fakat yoksul olmayan bir köyde doğdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siljan akarsuyu çevresindeki kırsal insanları gibi doğa yaşam koşullarında büyüdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız bir sanatçı söz konusu ise, onu birbirine koşut iki ayrı düzlemde izleyebiliriz. İlkin bir ressamın, arkaplanla, yaşamla varsıllaşması için fiziki çevre.. çoğrafya, doğa, kent, ülke gibi koşulları üzerine zihinsel bir tasarım yapalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, bu ressamı sosyal hiyerarşi içinde kamuoyunun ilgisine, övgü ve onayına taşıyabilecek, ekonomisiyle ilerlemeye destekli sosyal çevre, aile tasarımı olsun.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-fNEMfBgJvEQ/TWJmj3yN-tI/AAAAAAAAFfg/nqr2f6thY8s/s1600/Mona%2B%25281898%2529%2Bolja%252C%2B1o8%2Bx%2B82%2BZornsamlingarna%252C%2BMora.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 136px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-fNEMfBgJvEQ/TWJmj3yN-tI/AAAAAAAAFfg/nqr2f6thY8s/s200/Mona%2B%25281898%2529%2Bolja%252C%2B1o8%2Bx%2B82%2BZornsamlingarna%252C%2BMora.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576132055094131410" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki paralel kulvarda, bir dünya yıldızı Anders Zorn için nasıl bir tasarım kurulabilir? Anne, baba, her ikisinin aile çevresi doğal ve sosyal yaşam olanakları söz konusu olacak değil mi? Bu faktörlere bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylü anneanne(ilk resim)Hass Karin Andersdotter (1806-1894).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anders Zorn’un annesi Grudd Anna Andersdotter (1838 -1920, ikinci resim) kentlere çalışmaya giden mevsimlik işçi. İş mevsimi dışında Dalarna Bölgesi’nde Siljan Akarsuyu çevresi, Mora’ya yakın bir köyde, doğup büyüdüğü kırsalda yaşıyor. Zorn, bu iki kadın arasında büyür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorn’un babası Johann Leonard Zorn, Bayern bölgesinde (1831) bir köyde çok çocuklu ailede doğmuş. Otuz yaşlarında  İsveç’e gelmiş, yeni gelişmekte olan bira üretimi sektöründe bir süre işçi olarak çalışmış, ustabaşı olmuş. Grudd Anna Andersdotter ile kısa süren bir aşk serüveni yaşamış ve sonra Finlandiya’ya geçip orada ustabaşı olarak ölmüş (1873) bir Alman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anders Zorn'un yaşamında anne/baba, çekirdek aile yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dünya yıldızının doğumunu muştulayan, bir belirti var mı bu yaşamsal çevrede? O yüzyıllara göre de geçerli olan dar alanlarda ‘hemşehrilik’ bağları vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası alanlarda ise Almanlık, İsveçlilik, Türklük gibi bir yaklaşım. İsveç’te Anders Zorn için hemşehrilik fırsat yaratır. Annesi Grudd Anna, Alman çevrelerde bira üretimi dalında mevsimlik işçi olarak çalışır ve yardım ister onlardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babasının meslektaşları, Alman ustalar ki bunlar İsveç’te zengin olmuş ve İsveç ekonomisine, kültürüne o yıllarda yön vermiş insanlardır. İşte bu koşullar öne çıkar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle ki; Henrik von Düben (1856-57), Johan Kaspar Kröcker,  J C Jacobsen ve Carl Jacobsen, Fritz Dölling (1824 – 1903) 1862’de Carl Gustaf Simonsson, Johann Hartmann (1830-1874), Franz Heis (1838 – 1898) gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Johann Kalb (1854-1870) gibi, Almanya’dan yüzyılın ortalarında İsveç’e işçi, ya ustabaşı olarak gelmiş ve bu ülkede iş sahibi olmuş Alman hemşehriler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişiler İsveç ticaret ve endüstri tarihini yaratmakla kalmazlar, o döneme göre İsveçli milyonerler olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorn’u dünya sahnesine çıkaran faktörler.. sürdüreceğiz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi, içtenlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin Sonmez, 21 Şubat 2011, Stockholm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk resim: Vart dagliga bröd (1887) akvarel 68 102 Nationalmuseum Stockholm&lt;br /&gt;İkinci resim: Mona (1898) olja, 1o8 x 82 Zornsamlingarna, Mora&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-6503672547930666128?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/6503672547930666128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2011/02/andes-zorn-18-subat-1860da-moraisvec.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/6503672547930666128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/6503672547930666128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2011/02/andes-zorn-18-subat-1860da-moraisvec.html' title='Anders Zorn, 18 Şubat 1860’da Mora, Dalarna&apos;da, yüz elli yıl önce doğdu.'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-T5bdjizq4hc/TWJnOO5Sj0I/AAAAAAAAFfo/376InJ_ZMe4/s72-c/Vart%2Bdagliga%2Bbr%25C3%25B6d%2B%25281887%2529%2Bakvarel%2B68%2B102%2BNationalmuseum%2BStockholm.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-5573039500661704960</id><published>2011-02-09T08:26:00.000-08:00</published><updated>2011-02-10T07:26:54.805-08:00</updated><title type='text'>Stockholm Arme Museum och 'Hur såg en soldats vardag ut under 30-åriga kriget ..' Dokuzuncu yazı...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLA7ci_WRI/AAAAAAAAFZw/NkDBjmMqeVQ/s1600/DSCN0419.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 166px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLA7ci_WRI/AAAAAAAAFZw/NkDBjmMqeVQ/s200/DSCN0419.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571727816518490386" /&gt;&lt;/a&gt;'Demiri yaman çekiçlerdi amcam. Ben kavları ocağa ekerdim..'* İşte bu tür anısal dizelerle sizlere bir demirci ezgisi söylemek geldi bir anda içimden. Olsun! Evet! Söz, bunu başka birgün deneyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I dag den Onsdag 9 Februari 2011/Bugün Çarşamba, 9 Şubat 2011, Stockholm haber. Arme Museum! 'Hur såg en soldats vardag ut under 30-åriga kriget och hur var det växa upp under världskriget i det neutrala Sverige?'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otuz yıl savaşlarına katılan ve belki de yaşamını orada bırakan bir askerin savaştaki günlük yaşamı nasıldır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş tarihi yazıcıları vardır. Çağlara ve dönemlere göre, gelişen teknoloji ile ilerleyen, kimilerine göre kimi keşifleri de getiren savaşlar, insanlık için aşılmaz bir labirenttir.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLG0dfV0TI/AAAAAAAAFaI/oVLwusLMoWg/s1600/DSCN0446.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 139px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLG0dfV0TI/AAAAAAAAFaI/oVLwusLMoWg/s200/DSCN0446.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571734293582303538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk fotoğrafta gördüğümüz demirci, bir savaş arabası ile cepheye gitmiş ve orada istenen şeyi yapmaya çalışıyor izlenimi vermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göründüğü kadarı ile teknolojik ivmeler öncesi bir savaş arabısıdır bu. İki yüz yıl önceye dek gider. O sıra kılıçlar için örs ve çekiç gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıçlarla hücuma kalkan süvari sınıfından söz edilir. Amerika iç savaşında en çok gördüğümüz sahnelerdir bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLJ32iAipI/AAAAAAAAFaY/wfmjcTy6avA/s1600/Copy%2Bof%2BDSCN0467.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 124px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLJ32iAipI/AAAAAAAAFaY/wfmjcTy6avA/s200/Copy%2Bof%2BDSCN0467.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571737650378869394" /&gt;&lt;/a&gt;İnsanlar arasındaki bu mistik savaş tutkusu da henüz tam anlaşılmış değil, dedim bir önceki yazıda. Oysa savaşlar sınıflandırılabilir. Göreceli olarak savaş, birinin ötekine üstünlük kurması ve bu uğurda ölümü göze almasıdır, kısaca. Aslında savaşın geçtiği yerler, kıtlık, yokluk, açlık gibi durumlar içine düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş bu yanı ile insanlık düşmanı bir olay, olgu konumundadır. Öteki tarafta ise kendisini savunmak için savaşır insan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi de insan neden insana saldırır? İşte dünya nimetlerinin adil olmayan paylaşılması, denir buna bir anlamda.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLK73wumBI/AAAAAAAAFag/j4IY2DabuzA/s1600/Copy%2Bof%2BDSCN0477.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 164px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLK73wumBI/AAAAAAAAFag/j4IY2DabuzA/s200/Copy%2Bof%2BDSCN0477.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571738818940147730" /&gt;&lt;/a&gt;Top, tüfek, kılıç, süngü, çeşitli mermilerle vurulan askerlerin yanı sıra, doğa güçlerine karşı dayanamayan masum insanlar da yok olur gider savaşlarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolstoj (1828-1910) insanlığın bu tutkusunu 'Savaş ve Barış' adlı realist/gerçekçi romanıyla yansıttı ve unutulmazlar arasına girdi bu roman ve Tolstoj.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLMLE1l29I/AAAAAAAAFao/nvh_4SgkUj0/s1600/DSCN0475.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLMLE1l29I/AAAAAAAAFao/nvh_4SgkUj0/s400/DSCN0475.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571740179659873234" /&gt;&lt;/a&gt;İnsanoğlu savaşmak zorunda kalmasın, demek yeter mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşın yıkımını anlatan müzeler, biraz da bu konuda düşündürmek ister insanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O parlak üniformaların ardında, o ışıltılı madalyaların ardında hangi gerçekler var, biraz da bunu anımsatan bir müzedir bu, Stockholm Askeri Müzesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utställningar inleds med ett rum för eftertanke. Varför har kriget varit mänslighetens ständiga följeslagare?&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLN56wX5BI/AAAAAAAAFaw/yWFKisxeoFQ/s1600/DSCN0492.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 162px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLN56wX5BI/AAAAAAAAFaw/yWFKisxeoFQ/s400/DSCN0492.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571742083919111186" /&gt;&lt;/a&gt;Çağına göre geçen bir savaş ve bu savaşa katılan askerin günübirlik yaşamı, rutin yaşamı da vardır evet. Bu nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşa katılmayanlarla farkı nedir? O da yer, içer ve öteki gerekleri yapar ve ölüm korkusu altında yapar bunları.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLUYrwqgoI/AAAAAAAAFa4/-eG4EtM6HR4/s1600/Copy%2Bof%2BDSCN0473.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 155px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLUYrwqgoI/AAAAAAAAFa4/-eG4EtM6HR4/s200/Copy%2Bof%2BDSCN0473.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571749209539510914" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzeler her nedenle olursa olsun savaşan insanın bu yanını da geride bıraktıkları ile anlatmayı dener bir açıdan. Bunlardan ders çıkarmak ise ayrı bir konudur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi, içtenlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin Sonmez, 9 Şubat 2011, Stockholm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraflar: Feryal Özkale Sönmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tekin Sönmez'in, TRT 1970 şiir ödülü verilen 'Şafağın Demircisi' adlı şiirinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arme Museum, Stockholm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-5573039500661704960?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/5573039500661704960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2011/02/demiri-yaman-cekiclerdi-amcam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/5573039500661704960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/5573039500661704960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2011/02/demiri-yaman-cekiclerdi-amcam.html' title='Stockholm Arme Museum och &apos;Hur såg en soldats vardag ut under 30-åriga kriget ..&apos; Dokuzuncu yazı...'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TVLA7ci_WRI/AAAAAAAAFZw/NkDBjmMqeVQ/s72-c/DSCN0419.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-895171042011771114</id><published>2011-01-24T08:17:00.000-08:00</published><updated>2011-01-24T09:17:36.949-08:00</updated><title type='text'>Tolstoj; Savaş ve Barış; Bits and pieces between life and death, Saker och ting mellan liv och död. ;Sekizinci yazı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TT2nPWh1D3I/AAAAAAAAFT8/HqbVlCSYF1k/s1600/DSCN1253.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TT2nPWh1D3I/AAAAAAAAFT8/HqbVlCSYF1k/s320/DSCN1253.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5565788596687146866" /&gt;&lt;/a&gt;Saker och ting mellan liv och död. Nesneler ve şeyler arasında yaşam ve ölüm. Evet!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesneler ve şeyler arasında yaşam ve ölüm, tümcesi geniş bir anlam içeriyor ilk bakışta. İnsan, nesneler ve şeyler arasında yaşar ve ölür anlamında gibi görünüyor ilk bakışta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş açıdan bunu görür insan. Yerine göre nesnelerin arasına doğar, şeylerin arasında gidip gelerek büyür. Sonra ne olur? İlk başlarda anlamsız olan nesneler anlam kazanır yavaş yavaş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blog; köpekler, insanlar, ötekiler başlığı altında yayına girdi. Bu blog öncelik sırası yapmış değil. Bu satırların yazarı, Afganistan'a savaş muhabiri olarak gittiğinde, üste görünen Mondu uzaktan destek verdi ona. Onu silmedik. Yaşasın, dedik. O gün konu savaş muhabirliği idi ve savaş vardı orada. Bugünkü konu ise savaştan geri kalanlar.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TT2uJD23AiI/AAAAAAAAFUE/j8k-wD66tQE/s1600/DSCN1252.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TT2uJD23AiI/AAAAAAAAFUE/j8k-wD66tQE/s200/DSCN1252.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5565796185177260578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi de; 'Köpekler, insanlar, ötekiler' başlığı altında blog nedir? Aslında, 'insanlar ve ötekiler' anlamında bir yükleme vardı ilk başta. Mundo o gün araya girdi ve işte sıra değişti! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun ironik olduğunu biliyoruz. &lt;br /&gt;Modern gazetecilik biraz da budur.&lt;br /&gt;'Haber' journalizm bizim işimiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog logosunda; 'News, acktivity, fair,' insanlar ve ötekiler üzerine kurgulu başlıklar. Bakın, bunlar da var kısacası!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzlerce Web Site ve bloglarla farkımız bu. Bu erekle, modern gazetecilik adına bu kez bir askeri müzeye gittik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih öncesi çağlardan bu yana savaş her yerde var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TT2wf9ldgBI/AAAAAAAAFUM/4khmjIzKs_g/s1600/DSCN1204.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TT2wf9ldgBI/AAAAAAAAFUM/4khmjIzKs_g/s200/DSCN1204.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5565798777653919762" /&gt;&lt;/a&gt;İnsanlar arasındaki bu mistik savaş tutkusu da henüz tam anlaşılmış değil. Tolstoj (Lev 1828-1910) insanlığın bu tutkusunu 'Savaş ve Barış' adlı realist/gerçekçi romanıyla yansıttı ve unutulmazlar arasına girdi bu roman ve Tolstoj.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun önemi ortada. Bundan ötürü ‘Saker och ting mellan liv och död’ adlı sergi motifleri, daha özü savaşlardan geride kalan objeler, şeyler ve nesneler burada sunulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi, içtenlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin SonMez, 24 Ocak 2011, Stockholm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-895171042011771114?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/895171042011771114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2011/01/tolstoj-savas-ve-bars-bits-and-pieces.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/895171042011771114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/895171042011771114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2011/01/tolstoj-savas-ve-bars-bits-and-pieces.html' title='Tolstoj; Savaş ve Barış; Bits and pieces between life and death, Saker och ting mellan liv och död. ;Sekizinci yazı'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TT2nPWh1D3I/AAAAAAAAFT8/HqbVlCSYF1k/s72-c/DSCN1253.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-6288064210427675869</id><published>2010-04-10T10:02:00.000-07:00</published><updated>2010-04-10T23:18:01.049-07:00</updated><title type='text'>Stockholm Hund Mässa Köpek Fuarı,  fullträf press, tam saha pres insanlar ve ötekiler; Yedinci yazı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8CvoELJcaI/AAAAAAAACxk/_-oyTdyqk54/s1600/SANY0230.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 162px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8CvoELJcaI/AAAAAAAACxk/_-oyTdyqk54/s200/SANY0230.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458555851223167394" /&gt;&lt;/a&gt;Yılın tam yarısında iki gün süren ve dar bölgeyi kapsayan bir yarış programı vardı. Daha çok köpek sahiplerini ilgilendiren ve yıl sonundaki büyük yarışa bir önhazırlık olan bu iki günün ilkinde olayı daha yakından izleme fırsatı bulduk. Seyrek olan insan yoğunluğu, konuya yaklaşmamızı kolaylaştırdı. Ne denli yoğun insan birikim olursa bizim çalışmamız da o denli zorlaşır.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DRXNL67ZI/AAAAAAAACzM/1VzSC_KD_BU/s1600/Copy+of+SANY0260.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 184px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DRXNL67ZI/AAAAAAAACzM/1VzSC_KD_BU/s200/Copy+of+SANY0260.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458592944979897746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez gerçekten ferah bir ortamda çalıştık. Bu rahatlık bize zaman da kazandırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köpeklerin bir yarıştan çıkıp hemen ötekisine girmelerini birebir gördük. Sahnenin önünde değil, sahnenin arkasında olduk bu kez. Heyecan yakınımızdaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez bebekli anneler de sahaya indiler. Alttaki fotoğraf bunun kanıtıdır.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catche) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8Cw3QaDtHI/AAAAAAAACxs/lPnqeueUdd4/s1600/SANY0235.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 146px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8Cw3QaDtHI/AAAAAAAACxs/lPnqeueUdd4/s200/SANY0235.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458557211716596850" /&gt;&lt;/a&gt;Anne yeni bebeğini, bebek arabasına almıştı ve mini köpeği de oradaydı. İsveç'te çocuklu insanların sosyal yaşamlarını ve etkin bireyliklerini veren görkemli bir aynadır bu fotoğraf. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog 'köpekler, insanlar ve ötekiler' olduğuna göre neden ötekilerden söz etmeyecektik! Daha pekçok konu insanlar ve köpekler dışında pekçok konu ötekiler konum çerçevesiyle ekrana gelmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekse masum ev kedileri de tıpış tıpış bu kez sahaya erken indiler.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8C9YWh8wLI/AAAAAAAACyE/-kG2G7X_GEg/s1600/DSCN2067.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 195px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8C9YWh8wLI/AAAAAAAACyE/-kG2G7X_GEg/s200/DSCN2067.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458570974435524786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Değerli izleyici,&lt;br /&gt;Kediler kafes evlerinden çıkıp sahaya inedursun, çocuklar da daha çocuk ve daha çokluktu bu kez. Çocukların da sahaya tam pres geniş alana indiklerini de yakın fotoğraf söylemiyor mu?&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8C_JhQFFqI/AAAAAAAACyM/TVJaQMURJMc/s1600/DSCN2172.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8C_JhQFFqI/AAAAAAAACyM/TVJaQMURJMc/s200/DSCN2172.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458572918638581410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feryal Hanım uzun süre öteki köşelerde çalıştı. İş bölümü yaptık. Sonunda şu an yan yana geldik, izlenimlerini sordum.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DJ4BrJ0FI/AAAAAAAACyk/Jf7OQmgNUZw/s1600/SANY0278.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 157px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DJ4BrJ0FI/AAAAAAAACyk/Jf7OQmgNUZw/s200/SANY0278.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458584712732332114" /&gt;&lt;/a&gt;Değerli İzleyiciler,&lt;br /&gt;Tekin Bey, 'hangi açılara fokus/odak yaptığımı' sordu. Bugün farklı bir çalışma yolu bulduk, iş bölümü yaptık. Ben daha çok hazırlık sırasında olanları pertavsız zom noktası yaptım. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DCQfTHYfI/AAAAAAAACyU/sOcJ8DBIcGU/s1600/SANY0284.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 148px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DCQfTHYfI/AAAAAAAACyU/sOcJ8DBIcGU/s200/SANY0284.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458576336908411378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;'Arkaplanda neler olup bitiyor,' diye görüşlerimi öğrenmek istedi. İzlenimlerim şöyle; köpek seçimelerinin arka planında, temizlik gayreti gördüm. Köpek sahiplerinin köpeklerini bebek gibi süslediklerini, yarışmaya en güzel şekilde hazırlamaya çalıştıklarını gördüm. &lt;br /&gt;Sükunet ve uyum vardı ikililer arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada değişik türler ayrı ayrı alanlarda yarışıyorlardı. Çok değişik şekilde traş edilmiş olanlar, aşırı tüylü olanlar ve çok büyük ve çok küçük köpekler ayrı kulvarlarda yarışıyorlardı.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DC5MPQMAI/AAAAAAAACyc/7VLHWkcYl0g/s1600/SANY0277.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DC5MPQMAI/AAAAAAAACyc/7VLHWkcYl0g/s200/SANY0277.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458577036166574082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları gözlemledim. İnsanların köpeklerine nasıl şefkat gösterdiklerine tanık oldum. Aralarındaki yoğun sevgi alışverişini ve köpek sahip arası dayanışmayı gördüm.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8Cx5uAcBnI/AAAAAAAACx8/5aZpEhtYhho/s1600/SANY0252.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 186px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8Cx5uAcBnI/AAAAAAAACx8/5aZpEhtYhho/s200/SANY0252.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458558353533568626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin Bey, tekrar soruyor; 'Sükunet ve uyum köpek - sahip arası dayanışma' diyorsun. Ekran başındaki izleyicilere bunu biraz açar mısın,' diyor.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DNycKXvsI/AAAAAAAACy0/0PBfuAEEvtA/s1600/SANY0328.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 178px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DNycKXvsI/AAAAAAAACy0/0PBfuAEEvtA/s200/SANY0328.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458589014809886402" /&gt;&lt;/a&gt;Şöyle izah edeceğim; Köpek ve sahip arasında herhangi bir 'hırlaşma' işitmedim. Bağışlayın, köpek ve sahip arasında birebir çekişme yoktu. Köpekler kuzu gibi her isteneni yapıyor. Bu açıdan tam bir dayanışma vardı. Mesela köpeğin saçları, pardon tüyleri haldır haldır taranırken, köpekten çıt bile çıkmadığı gibi, objektife gülümseyerek poz verenler bile çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mikrofonu Tekin Bey'e vermeden, son soruyu yanıtlayacağım. 'Feryal Hanım, bu koşullarda seni en çok etkileyen nedir, merak ettim' diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DSkXtXthI/AAAAAAAACzU/V8XZEhigYdI/s1600/SANY0354.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 182px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DSkXtXthI/AAAAAAAACzU/V8XZEhigYdI/s200/SANY0354.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458594270654477842" /&gt;&lt;/a&gt;Değerli okurlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni en çok etkileyen konu, köpek deyip de geçeriz ama köpeğin gerek insan yaşamında gerekse ticaret alanında çok önemli bir  yeri olduğunu gördüm ve insandan sonra gelen canlının köpek olduğuna kanaat getirdim. En azından bu ülkede...'&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DWGGJMlCI/AAAAAAAACzc/PCD1snzQuv8/s1600/SANY0266.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 176px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DWGGJMlCI/AAAAAAAACzc/PCD1snzQuv8/s200/SANY0266.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458598148589786146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feryal Hanım sorularıma yanıt verdi ve hemen yine kayboldu. Sanırım bu kez köpek berberlerinin harıl harıl çalıştıkları köşeye koşmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli izleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harika görselliklerle bu yayını tam saha pres fuar alanından capcanlı yapıyoruz. Görüleceği gibi her şey tam saha pres burada. Yanda, bir de kaleci getirmişler! Köpekten kaleci olur mu, demeyin! Olur! Bir gece için uyku tulumlarını da getirmişler.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DYDhS8K_I/AAAAAAAACzk/KhDwW0wTFsk/s1600/SANY0329.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 124px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8DYDhS8K_I/AAAAAAAACzk/KhDwW0wTFsk/s200/SANY0329.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458600303362059250" /&gt;&lt;/a&gt;Her şey tamam! Bir ses, evet eksiğimiz var. Onu da video tekniği ile yakında çözeceğiz. Şunu da üzülerek ekleyelim ki, bizim Kangal bu kez de sahaya inemedi. Nedenini araştırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi içtenlik...&lt;br /&gt;Feryal - Tekin Sonmez, 10 Nisan 2010, Stockholm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-6288064210427675869?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/6288064210427675869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/04/yln-tam-yarsnda-iki-gun-suren-ve-dar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/6288064210427675869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/6288064210427675869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/04/yln-tam-yarsnda-iki-gun-suren-ve-dar.html' title='Stockholm Hund Mässa Köpek Fuarı,  fullträf press, tam saha pres insanlar ve ötekiler; Yedinci yazı'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8CvoELJcaI/AAAAAAAACxk/_-oyTdyqk54/s72-c/SANY0230.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-5613070716468741323</id><published>2010-03-27T01:20:00.001-07:00</published><updated>2010-03-27T12:24:12.999-07:00</updated><title type='text'>Stockholm Hund Mässa 'Best in show hund 2009' Uluslararası yarışlarla köpek fuarı, on yarışmanın da en birincisi İsveçli bir ırk;  Altıncı yazı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63QtleMXRI/AAAAAAAACm4/qDpwTjCwVaw/s1600/Copy+of+CIMG0459.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 209px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63QtleMXRI/AAAAAAAACm4/qDpwTjCwVaw/s320/Copy+of+CIMG0459.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453244205386980626" /&gt;&lt;/a&gt;Köpek festivalinin son günü en büyük ödülü yandaki sevimli köpek aldı. Önceki izlenimler; BEŞ ana grup vardı bana göre. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR; hero köpekler, madalya alanlarını sunduk. İKİ; dans eden köpekler, bunlar en çok alkışlananlar. ÜÇ; J. London’un (1876 1926) edebiyat alanında klasik yaptığı köpeklerin de yitirdiği uluslararası yarışlar. DÖRT; Feryal Hanım’ın dikkatindeki konu, Sivas Kangalları neden buraya gelmediler? BEŞ; C Salonunda ‘junior’ ya da genç köpeklerin bir yıl sonra daha üst bir düzeyde sahne almaları için kıran kırana süren rekabetçi arena. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte C Salonu, burada başladık keşfe. Burada birçok yarışma varmış. Bunlardan birine yönelirken mikrefonu Feryal Hanım'a bırakıyorum.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S64-HzBAyAI/AAAAAAAACoY/M2oY-BSHs_0/s1600/SANY0082.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 179px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S64-HzBAyAI/AAAAAAAACoY/M2oY-BSHs_0/s200/SANY0082.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453364502466709506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli İzleyiciler,&lt;br /&gt;Tekin Bey BEŞ ana konu sıraladı. Ben buna ALTI diye kısacık bir ek yapacağım; yarış öncesi ve sonrası orada burada ilgi bekleyen köpekler.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63SzRYv4eI/AAAAAAAACnA/XtfEUovuUfk/s1600/CIMG0457.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 146px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63SzRYv4eI/AAAAAAAACnA/XtfEUovuUfk/s200/CIMG0457.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453246502097904098" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63VMaiB-wI/AAAAAAAACnI/XO8OvQjbdyU/s1600/Copy+of+SANY0092.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 106px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63VMaiB-wI/AAAAAAAACnI/XO8OvQjbdyU/s200/Copy+of+SANY0092.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453249133072743170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63Vuio8cwI/AAAAAAAACnQ/TQAlo6xoe3s/s1600/Copy+of+CIMG0500.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 111px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63Vuio8cwI/AAAAAAAACnQ/TQAlo6xoe3s/s200/Copy+of+CIMG0500.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453249719364776706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi dinlenen, kimi üşümüş, kimi etraftan biraz ilgi görmek için kuyruk sallayan, kimi kızgın, irili ufaklı köpekler gördük. Yarışa katılan insanlar da yorgun bunlardan birkaçını görüntüye alıyorum. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63WxU3U4CI/AAAAAAAACnY/xCJCE1ci01Y/s1600/CIMG0406.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 158px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63WxU3U4CI/AAAAAAAACnY/xCJCE1ci01Y/s200/CIMG0406.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453250866718236706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli yarışlar öncesi köpekler burada C Salonu'nda ön elemeden geçiyorlarmış. Salonun en arka bölümünde de heyecanlı bir yarış var. Kuzey ülkelerinin takımlar halinde katıldığı bir yarışma.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S65HgxFmmqI/AAAAAAAACoo/1I09pWANNec/s1600/Copy+of+CIMG0470.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 166px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S65HgxFmmqI/AAAAAAAACoo/1I09pWANNec/s200/Copy+of+CIMG0470.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453374827050474146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köpekler ezberlemiş boru içinden geçme, farklı engelleri atlama-aşma, tahterevalli gibi bir ucundan binip ancak ağırlıklarıyla öbür ucundan aşağı inme yarışlarında başarı göstererek hızla ilerlediler, tempolu ritmler eşliğinde alkış aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada Finlandiya grubu birincilik aldı, 'we are the champion' şarkısı yükseldi anfilerden, grup havaya zıpladı. Köpekleriyle zafer turu attılar Finlandiya bayrakları, coşkulu alkışlar ve sevinç çığlıkları vardı. A Salonu yine, işte günün birincilikleri 10 kategoriye ayrılmış yarışmalar.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S65HMOfMyjI/AAAAAAAACog/s42ZEmWXSig/s1600/CIMG0050.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 156px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S65HMOfMyjI/AAAAAAAACog/s42ZEmWXSig/s200/CIMG0050.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453374474165209650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada şovlar da var. Önce hakem anons ediliyor, salonun tam ortasındaki büyük perde patlayan bir müzik sesi ile aralanıyor ve hakem salona giriyor. Köpek sürücüleri heyecan içinde salonda tura çıkıyorlar. Hiçbir yerde olmayacak kadar çok türdeki köpekler geçit yapıyor ve sonra karşınızda adeta cansız manken gibi duruyorlar. Sürücülerin sağladıkları iletişimi izliyorsunuz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tüm festivalin finalinde, yarışların yarışındayız. İsrail'den bu en önemli yarış için gelen  hakem Agnes Ganami Kertes anons ile sahneye yürüyor ve 10 kategorinin herbirinde kazanan köpekler, birincilerin birincisi seçilmek üzere geliyorlar koşarak. Salonda büyük bir tur attıktan sonra tam karşımızda yerlerini aldılar.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63Y8qS6HFI/AAAAAAAACnw/Ml6MkFY2WZk/s1600/CIMG0444.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 324px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63Y8qS6HFI/AAAAAAAACnw/Ml6MkFY2WZk/s400/CIMG0444.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453253260472884306" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;Büyük heyecen var herkeste, izleyiciler olsun, yarışmacılar olsun gerilim had safhada. Tecrübeli hakem çok nazik, tek tek inceledi köpekleri, gidiş geliş ve tur atışlarını izledi. Ellerinde buketler olan hostesler ortaya çıktı ve hakem Bayan (büyük fotoğrafta eline kordela var) Agnes Ganami Kertes (Israel) elenenleri tek tek kutlayarak çiçekler sundu, alkışlarla salonu terk ettiler, burukluk hissedildi. İlk beş için sıralama hazırlandı ve üçüncüye kadar seçim sonuçlandıktan sonra kalan iki finalist nefessiz, salon sessiz beklemeye başladılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salonun ortasındaki büyük sahneyi örten perdeler aydınlandı, yapay kar yağmaya başladı ve ‘ladies and centilmen’ dedi sunucu, davulcu hızlı bir ritmle vurmaya başladı, heyecan yağmur olsa salonda herkes sırılsıklam olacak.. sanki tek ses kalpler güm güm atıyor, ve evet.. işte gene o anons  edildi.. çığlıklar, alkışlar, tanıdık artık onu.. devam eden şampiyonluklar listesi.. sevinç.. ve o köpek... inanılmaz bir eğitim gösterisi, sanki sahibi tarafından hipnotize edilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahibinin küçük bir el hareketi ile adeta donup kalıyor. Gözleriyle sadece ve sadece sahibini takip ediyor, sanki sadece onunla var, gizli iplerle ona bağlı, bir bilimkurgu filmdeyiz sanki. Köpek heykel gibi oluveriyor birden, uzun zaman poz da verdi gazetecilere, gazeteciler biraz köpek sesi de çıkardılar onlara doğru baksın diye ama, bana mısın demedi köpek... eğitimin gücünü gördük. Müthiş doğrusu. Ödül töreni sona eriyor ve ben mikrofonu Tekin Bey'e veriyorum.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63a4EuVOlI/AAAAAAAACoA/970s9ZtETfM/s1600/CIMG0494.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63a4EuVOlI/AAAAAAAACoA/970s9ZtETfM/s200/CIMG0494.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453255380691139154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl 5 704 köpek katıldı bu büyük fuara. Her yerde olduğu gibi burada da kazanma sevinci, yitirme hüznü vardı. Uluslararası yarışlarda hiç tahmin etmediğimiz bir köpek, en üstte gördüğünüz yumurcak ayrı ayrı dallarda birincilik alan on ayrı köpekle ayrıca giriştiği son yarışı da aldı. Sürücüsü ile tek bir parça gibi hareketti. On ayrı grup on ayrı birinci çıkardı. Kendisi de kocaman köpeklerin katıldığı gruptan birincilikle çıktı ve bu kez öteki on adet birinci ile yarıştı ve bunu da aldı. Sürücüsü ile kurduğu tek bir organ gibi beyinsel sezgi ve davranış yoğunlaşmasıyla son yarışı da götürdü. Altın çelenk koltukta onu bekliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fuarda gönüllü köpek sever sempatik gençler de vardı. İşte kameraya poz verdiler. Son birkaç veri; iki gün boyunca köpek fuarını 24 715 kişi giriş yaptı ve 269 köpek cinsi yarışmalara katıldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi İçtenlik...&lt;br /&gt;Feryal-Tekin SonMez&lt;br /&gt;Aralık 2009, Stockholm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-5613070716468741323?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/5613070716468741323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/03/kopek-festivalinin-ikinci-ve-son.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/5613070716468741323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/5613070716468741323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/03/kopek-festivalinin-ikinci-ve-son.html' title='Stockholm Hund Mässa &apos;Best in show hund 2009&apos; Uluslararası yarışlarla köpek fuarı, on yarışmanın da en birincisi İsveçli bir ırk;  Altıncı yazı'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S63QtleMXRI/AAAAAAAACm4/qDpwTjCwVaw/s72-c/Copy+of+CIMG0459.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-6469554166547328480</id><published>2010-01-17T14:21:00.000-08:00</published><updated>2010-01-18T02:50:13.133-08:00</updated><title type='text'>Det kommer att bli ensamt på jorden, İskandinavya  köpek festivali haberi yarım kaldı; Beşinci yazı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1OOLbD9BpI/AAAAAAAACFw/JFeSz0c9nGM/s1600-h/CIMG0132.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 158px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1OOLbD9BpI/AAAAAAAACFw/JFeSz0c9nGM/s200/CIMG0132.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427838302805624466" /&gt;&lt;/a&gt;‘Birkaç yıl önce Alaskalı bir adamla tanıştım ve onunla kurt üzerine konuştuk. "Kurt hiç de sorun değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Buna karşın ayı genellikle bir sorundur. Kurtları ormanın derinlerinde bile görmüyoruz," dedi bu adam bir orman itfaiyecisi olarak. Alaska’da 8000 kurt var ve bu yüzey İsveç’ten üç kat daha büyüktür. Eğer buna göre sayarsak, İsveç’te yaklaşık 3000 kurt olmalı.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İskandinavya’nın en büyük köpek festivali, Kennel Fuarı ile başlattığımız haberler orada kaldı. Apansızın bir 'kurt avı' haberi öne düştü. Bu nedenle fuarda ödül alanlara yine sıra gelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olaylar şöyle ilerledi. Ocak ayı boyunca hemen her gün bir kurt avı haberi çıktı gazetelerde. ‘2 Ocakta sürek avı başladı ve 3 Ocakta akşama dek 24 kurt avlandı. Belirlenen kontenjana göre geride avlanacak 3 kurt kaldı,’ diye yazmıştım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada kalmadı, çeşitli tepkiler yağdı. Çıkan envantere göre 1970'lerde kurt soyu bırakılmamış İsveçte. Bugün olanlar Rusya'dan sınırı geçen bir timin yavruları. Yasa, 200'den fazlasına av izni veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1OVLZx77WI/AAAAAAAACGA/g6Ki6Yic4Zw/s1600-h/CIMG0133.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 181px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1OVLZx77WI/AAAAAAAACGA/g6Ki6Yic4Zw/s200/CIMG0133.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427845999043013986" /&gt;&lt;/a&gt;Yanda kupürü görülen gazetede, 9 Ocak günü Hanne Kjöller ilginç bir yazı yayımladı, üstte kısa alıntıyı veri olsun diye oradan çevirdim. Yazının son tümcesi de şöyle; ‘Kurtlardan nefret edenler için onlara bir seçenek, kurtların olmadığı bölgede yaşasınlar.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle! İşin acıklı tarafı, kurt avcıları da hızlarını alamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DN okurlarının yoğun tepkileri üzerine, gazete Alrik Williams adında bir okurun mektubunu da yayınladı. Üst başlık ile kipürdeki tümcesi şöyle; ‘Sonunda eko sistemi çökerteceğiz ve doğanın dengesini bozduktan sonra bu gezegende tek başına kalacağız...’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay tam sona ermemişti ki, Güney’de Skone’deki hayvanat bahçesindeki kurtlardan birisinin tutuldukları yerden toprağı kazıyarak çıkması ve parkın içindeki öteki hayvanlara zarar vermesi ve ardılı günde anaç kurdun da bu yolu kullanması üzerine on iki üyeli kurt ailesinin itlaf edildiği haberi de geldi. Bu konuya bakışları çekmemin nedeni var. Alrik Williams’ın değindiği gibi, eko sistemin çökmesi...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1OXdw7GoJI/AAAAAAAACGI/Uv5QgpkSiAA/s1600-h/CIMG0352.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 180px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1OXdw7GoJI/AAAAAAAACGI/Uv5QgpkSiAA/s200/CIMG0352.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427848513516380306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir konuya gönderme yapıyor, köpek fuarından derece alanları tanıtacağımı yineliyor; eriyen buzullarla 'can/çekişen' doğadan habersiz gururla yarışa giren birini yanda sunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doksanlı yıllarda Muğla Köyceğiz’e 2 km batıda, bir çevreci olarak o doğada tek başıma, elektriksiz bir kulübede yaşadım. Oraya kış gelince soluğu yaz olan Hindistan'da alır, Muğla'ya yaz gelince klübeye dönerdim. O yıllarda çevre köylerde bir yılan katliamı söylentisine tanık oldum. Bir köylü, 'bu yıl 200 tane yılan öldürdüm, 'dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulübemin bulunduğu ve benim aylarca yaşadığım yerde olan yılanlardan ise benim karşıma çıkanlar kaçıp gidiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılanlardan bu denli korkmanın nedeni olmadığını, keçilerini her gün kaldığım doğa parçasının önünden geçiren Ayşe Hanım da bana iki sözcükle özetledi. Ayşe Hanım'ın melekleri başlıklı bu haber yazım Hürriyet Gazatesi'nde yayımlandı o günlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşe Hanım dedim; ‘yılanlardan korkmuyor musun?’ Dedi ki; ‘Kötülük insanlardadır! Şöyle elini iki defa şap şap vurursan, bir de öksürürsen, yılan kaçar gider. Çoğu zehirli bile değildir.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada gördüklerim, İsveçli bir gazete okuru Alrik Williams’ın değindiği gibi, eko sistemin hassas dengeleri idi. Bilmem şimdi durum nedir...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1OUbaQVCdI/AAAAAAAACF4/DlUGOsV4rr4/s1600-h/CIMG0234+-+Copy.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 177px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1OUbaQVCdI/AAAAAAAACF4/DlUGOsV4rr4/s200/CIMG0234+-+Copy.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427845174536767954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'İlk gün kahraman kurt cinsi köpeklere madalya verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'İşe bakın ki insanları kriminal kişilerden kurtaran kahramanlar, doğanın zor koşullarında açlık ve susuzluk ve -20 derece soğukla iç içe yaşayan kardeşlerini kurtaramadı,' diye yazmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kahraman alınmış olmalı! Madalyasını orada unuttu, hafifçe omuz vurarak ikinci kez ekrana girdi ve üstte boy göstermeyi sürdürüyor şimdi. Ne yapabilirim, işte paradokslarla bir arada yaşıyoruz!&lt;br /&gt;Sevgi, içtenlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin SonMez&lt;br /&gt;Stockholm, 17 Ocak 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-6469554166547328480?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/6469554166547328480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/01/det-kommer-att-bli-ensamt-pa-jorden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/6469554166547328480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/6469554166547328480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/01/det-kommer-att-bli-ensamt-pa-jorden.html' title='Det kommer att bli ensamt på jorden, İskandinavya  köpek festivali haberi yarım kaldı; Beşinci yazı'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1OOLbD9BpI/AAAAAAAACFw/JFeSz0c9nGM/s72-c/CIMG0132.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-9004905652409703158</id><published>2010-01-09T02:13:00.000-08:00</published><updated>2010-01-09T09:46:33.365-08:00</updated><title type='text'>Stockholm kurt avına çıktı ve Niyazi Ağbi'nin kurt öyküsü; Dördüncü yazı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0hZXnzvbOI/AAAAAAAAB6g/vmAuGpgQfa0/s1600-h/CIMG0234+-+Copy.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 177px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0hZXnzvbOI/AAAAAAAAB6g/vmAuGpgQfa0/s200/CIMG0234+-+Copy.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5424684013525626082" /&gt;&lt;/a&gt;Aç ve susuz kurtların modern insanlar tarafından, modern silahlarla vurulmasını Stockholm haberi yaptık.  Anadolu’dan bir kurt öyküsü geldi bu sırada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılın ikinci günü, ilk sayfa dört sütunla fotoğraflı manşet atıldı. ‘AVCILAR KURT AVINA HAZIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın neler oldu! ‘İlk kurt avı, karışık duygular uyandırıyor,’ diyerek bu melankolik karlı günlerde biraz çevreci uyarıcılık yaratmaya çalıştı ve orta iki sayfayı da buna ayırdı aynı gazete, Dagens Nyheter; DN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kurt sürek avının sonrasını haber yapmaya çalıştığımız sırada, Selviye Hanım’dan gelen kurt öyküsü, biz çevrecileri haklı çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtların da yaşam hakkı var! Üstelik eksi 20 derece soğukta değil YİYECEK bulmak SU içmek için ellerinde matkaplı balyozlarla kalın buzları kırması gereken ve yürüyemez derecede halsiz düşen kutlar modern silahlarla daha ilk gün avlandılar. Bu da kahramanlık sayıldı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmanını vuracaksan, ilkin yedir ve içir! Boş mideyle gözleri fersiz, silahını eline alamayacak denli halsiz bir düşman ne yapabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ocakta sürek avı başladı ve 3 Ocakta akşama dek 24 kurt avlandı. Belirlenen kontenjana göre geride avlanacak 3 kurt kaldı. Nasıl oldu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle modern bir ülkede, yaban doğayı yaşayan yaban hayvan sayısı bilinir.  Her yıl artacak sayıları da bilinir. Avcılara zevk versin diye belli günde ruhsatlı silahlarla av izni de verilir 'kontenjan' fazlası için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 'kontenjan' fazlası ne ise bu yıl da böyle oldu. İsveç yaban doğasında 200 kurt  yaşamaktadır. Bu kurtlar, geniş doğa nimetleriyle yetinmekte ve fakat kış ağır yorganını ormanların bile üstüne atıp her şeyi ele geçirince, buranın gariban kurtları da aç ve susuz kalmakta ve çevreciler oralara yetişip yiyecek vermekte zorlanmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurt avı böylece gazete manşetlerinden taşıyor. Konuyu sürdüreceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat kurtların öyle tasarlandığı kadar yırtıcı olmadığını, aç kalan her canlının bunu seve seve yaptığını, üstelik iki ayaklı canlıların da açlık çektiklerinde nereleri tarumar ettiklerini de unutmadan... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize gelen kurt öyküsü çok ilginç, şöyle ilginç, o zamanlarda, Selviye Hanım’ın babası Niyazi Ağbi bakın, keçiyi kurdun ağzından alıyor. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0hun6nDKFI/AAAAAAAAB64/Pe2sL0doHeM/s1600-h/IMG_3762+-+Copy+Dag+Sar%C4%B1kam%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0hun6nDKFI/AAAAAAAAB64/Pe2sL0doHeM/s200/IMG_3762+-+Copy+Dag+Sar%C4%B1kam%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5424707383194757202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kurt, anladığım kadarıyla gürleyen bir sesle keçiyi bırakıp kaçıyor. Bu öykünün geçtiği yer fotoğrafı yanda ve aşağıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları kurtlaşan bir dünyada, anlıyoruz ki Sarıkamış kurtları, çocuklarına ekmek götürmekte olan bir babanın feryadını işitecek kadar insanlaşmışlar. Ne paradoks!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Selviye Hanım’ın ilettiği kurt öyküsünü birlikte izleyelim.&lt;br /&gt;Sevgi, içtenlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin SonMez&lt;br /&gt;Stockholm, 9 Ocak 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0hv5dtnxwI/AAAAAAAAB7A/1h91FcOTWTo/s1600-h/IMG_3760+-+Copy+-+Copy.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 257px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0hv5dtnxwI/AAAAAAAAB7A/1h91FcOTWTo/s400/IMG_3760+-+Copy+-+Copy.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5424708784186967810" /&gt;&lt;/a&gt;'Sevgili Tekin Abi,&lt;br /&gt;Herkesin Babası özeldir. Benim fedakar, çileli, yürekli babam da çok özel. O yüzden bu öyküyü sizinle paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Yıl 1967 ben ortaokul son sınıf öğrencisiyim. Aylardan Mart, her yer karlarla kaplı. Babam, Sarıkamış'tan köye  koyun, keçi almaya gitti. Onları getirip satıyordu. O zaman ekonomik krizdeydik.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;'Köyden üç koyun bir de keçi almış. Soğanlı Dağı'nda yol alırken bir de bakmış koyunlar etrafa meleyerek kaçışmakta, keçiyi bir kurt boğazından yakalamış sürükleyerek karların içinden çekiyor. Elinde gevşek bir sopa varmış (hayvanları yönlendirmek için). Sopayı fırlatmış, nafile, kurt kararlı keçıyi alacak. Eline şapkasını alıp şiddetle bağırarak kurdu uzaklaştırmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Sesine oradan geçen bir köylü gelmiş. 'Keçinin boynu yaralı Kızılçubuk köyüne gelmişler. Babamın tanıdığı Feyyaz amcaya misafır olup o gece konaklamış. Feyyaz amca ateşte demiri kızdırarak keçinin boynunu dağlamış. Ertesi gün babam sağlıkla dağı aşıp Sarıkamış'a   geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Selam sevgiler size...'&lt;br /&gt;'Selviye, 2009'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-9004905652409703158?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/9004905652409703158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/01/9-ocak-10-ac-ve-susuz-kurtlarn-modern.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/9004905652409703158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/9004905652409703158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/01/9-ocak-10-ac-ve-susuz-kurtlarn-modern.html' title='Stockholm kurt avına çıktı ve Niyazi Ağbi&apos;nin kurt öyküsü; Dördüncü yazı'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0hZXnzvbOI/AAAAAAAAB6g/vmAuGpgQfa0/s72-c/CIMG0234+-+Copy.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-1082209943479256857</id><published>2010-01-05T06:54:00.000-08:00</published><updated>2010-01-09T14:05:49.718-08:00</updated><title type='text'>Vargjakten.. avcılar kurt avına hazır; Üçüncü yazı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0NYxdIACaI/AAAAAAAAB3Q/esJUs48O3Wo/s1600-h/CIMG0446.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 157px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0NYxdIACaI/AAAAAAAAB3Q/esJUs48O3Wo/s200/CIMG0446.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423275982939228578" /&gt;&lt;/a&gt;İlk gün kahraman kurt cinsi köpeklere madalya verilmişti. Paradoksa bakın ki insanları kriminal kişilerden kurtaran bu kurt köpekleri, doğanın zor koşullarında açlık ve susuzluk ve 20 derece soğukla iç içe yaşayan kardeşlerini kurtaramadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtarıcı olarak madalya sahibi oldukları halde. Madalyalar işe yaramadı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apansızın bir 'kurt avı' haberi öne düştü. Bu nedenle fuarda ödül alanlara yine sıra gelmedi. Fakat fuarda sahneyi dolduranlar sizlere sunuluyor. İnsanlar neden bu tür köpekleri görmek ister? Bilmiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başından bu yana olanları anımsatmak için konuyu kısaca sıralıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıvas Kangalları, 'İskandinavya’nın en büyük köpek festivali’ne gelmediler! Kangalları kimin/kimlerin küstürdüğünü bilmiyorum. Üstünde duracağım bir konu diye not düştüm geçenlerde. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0NaZYhW5OI/AAAAAAAAB3Y/atIjTi1dNL8/s1600-h/CIMG0467.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 190px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0NaZYhW5OI/AAAAAAAAB3Y/atIjTi1dNL8/s200/CIMG0467.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423277768409801954" /&gt;&lt;/a&gt;Amerikalı yazar Jack London’un (1876 1926) edebiyat alanında klasik düzeye çıkardığı köpeklerin yitirdiği yarışlar, diye alegorik  ikinci  bir tümce de vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk beş sıraya bile giremediler daha ilk gün bile. İki gün boyunca onları hiç göremedik. ‘Köpekler, insanlar, Ötekiler’ blog olarak çizgi dışı kalanlara da eğilecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çizgi dışı kalmak! Köpeklerle ‘çizgi dışı kalanlar’ da bir alegori. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünelim ki, her gün milyonlarca insan çizgi dışı kalıyor! Onları da bu blog ile yeryüzüne indirmeye gücümüz yeter mi? Böyle ise ne olacak? Ne yapalım? Kolay bir yol bulup patikadan konuya dönelim.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0Na0sylfNI/AAAAAAAAB3g/DXWcEj4udio/s1600-h/CIMG0484.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 160px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0Na0sylfNI/AAAAAAAAB3g/DXWcEj4udio/s200/CIMG0484.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423278237707238610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gün kahraman köpeklere madalya verilmişti. Birisini anımsayın yeter! Bizim blog logomuzda yatan Mundo, koruyucumuz gibi tıpkı o cinsten bir kurt cinsi oldu, kahramanlık madalyası alan da o, ilk gün. İnsan kurtarmış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun haberini de yaptık. Paradoksa bakın ki insanları öteki insanlardan, şöyle ki kriminal kişilerden kurtaran bu kurt köpekleri, kırlarda özgür doğmuş ve özgür yaşayan öteki kardeşlerini kurtaramadı. Kurtarıcı olarak madalya sahibi oldukları halde. Madalyalar işe yaramadı!&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0Ncscg7fBI/AAAAAAAAB3o/QreVY1Qlb8E/s1600-h/CIMG0470.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 143px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0Ncscg7fBI/AAAAAAAAB3o/QreVY1Qlb8E/s200/CIMG0470.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423280294922517522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Anımsayacaksınız, birisi Orax iz sürüyor ve ormanda kaybolanları buluyor. Ötekisi  Akita adlı köpek bir gangasterle boğuştu, yaralanıp öldü ve madalyasını almaya bu büyük törene gelemedi. Şimdi benzetmek gibi olmasın! Verdikleri insanlık savaşı için madalyalarıyla resmi törenlerde de en önde yürüyen bu kahramanlar, doğada törenlerden uzak, zor koşullarda açlık ve susuzlukla iç içe yaşayanları kurtarmak bir yana, buradaki gösteriş yarışlarında da çizgi dışında kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldılar ve doğadaki bağımsız kardeşlerinden haberleri bile olmadı!&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0NdrR9agNI/AAAAAAAAB3w/ImKZlXQXLU0/s1600-h/CIMG0455.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 187px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0NdrR9agNI/AAAAAAAAB3w/ImKZlXQXLU0/s200/CIMG0455.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423281374420959442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gazete yazmasaydı, benim de haberim olmayacaktı doğrusu.&lt;br /&gt;Olay şöyle gelişti buranın saygın gazetesi; DN, “avcılar kurt avına hazır,” haberi verdi yeni yılın ikinci günü, ilk sayfadan, hem fotoğraflı dört sütun üzerinden manşet atarak. Olur mu? Olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘İlk kurt avı, karışık duygular uyandırıyor,’ diyerek bu melankolik karlı günlerde biraz duyguculuk yaratmaya çalışarak. Olur mu? Bu da olur! Gazatenin eklerine gönderi ve sorumluluk atmadan, orta iki sayfayı da buna ayırdı aynı gazete. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın şimdi konu nereden nereye geldi? Kangal nerede, dedik ya! &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0Ne0jZupnI/AAAAAAAAB34/IKSRN5kxAYU/s1600-h/CIMG0480.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 193px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0Ne0jZupnI/AAAAAAAAB34/IKSRN5kxAYU/s200/CIMG0480.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423282633233573490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe bakın fiyonklu, kordelalı yumurcaklar sahneyi doldurdu! Amerikalı yazar Jack London’un yiğit köpeklerinin bu yarışta görünmeyişleri üzerinde dümen tutarak teknenin üzerinden kuşbakışı çevreyi seyrederken, tekne kanaldan çıktı ve ‘kurt avıcıları’ ile bir çarpışma oldu! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0NfVTL013I/AAAAAAAAB4A/pj6MjtYSP3Y/s1600-h/CIMG0347.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 146px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0NfVTL013I/AAAAAAAAB4A/pj6MjtYSP3Y/s200/CIMG0347.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423283195815974770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yılın ikinci gününde buranın hem geleneği ile ünlü en liberal gazetesi, kurt avına ilk sayfadan başlayan haberiyle içeride de üç tam sayfa ayırdı. Şöyle ki; 'kurt avı’nı, avcıların ağzı ile manşetten göbeğe kadar çekmiş olması şaşırtmayacak mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz de şaşırdık! Yola çıkarken güvenlik kemerlerimizi de takmamıştık! Teknenin ön tarafına az kalsın fırlayıp buzlu sulara yuvarlanacaktık! Şaşkınlığımız şundan! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada biraz ara verelim! Şaşkınlığımızı ve uzayacağı için olayın gelişimini yarına bırakalım ve bu süslü yumurcaklara biraz bakalım.&lt;br /&gt;Sevgi, içtenlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin SonMez&lt;br /&gt;Stockholm, 5 Ocak 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-1082209943479256857?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/1082209943479256857/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/01/degerli-izleyici-sivas-kangallar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/1082209943479256857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/1082209943479256857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2010/01/degerli-izleyici-sivas-kangallar.html' title='Vargjakten.. avcılar kurt avına hazır; Üçüncü yazı'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S0NYxdIACaI/AAAAAAAAB3Q/esJUs48O3Wo/s72-c/CIMG0446.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-4264318472962076385</id><published>2009-12-24T07:41:00.001-08:00</published><updated>2009-12-24T13:09:15.267-08:00</updated><title type='text'>‘Hund Mässa’/Köpek Fuarı Stockholm;  İkinci yazı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzOvzERa9jI/AAAAAAAABrA/9OnIK_E47mM/s1600-h/SANY0322.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 190px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzOvzERa9jI/AAAAAAAABrA/9OnIK_E47mM/s200/SANY0322.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418868068511839794" /&gt;&lt;/a&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta beklenilmedik bir anda Stockholm kanallarındaki gezimizi ‘kennel fuarı’ görevi ortaya çıkınca yarım bırakıp fuara koştuğumuzu söyledik. Bu konu nasıl böyle hızla öne geçti, diye bir tümceyi de vardı. Mälar Kanalı’nda kuğularımızdan birisini bulduk. Olay şu izi sürdü ve gelişti. Şöyle oldu tam o sıra telefon çalmaya başladı. Karşı tarafla şu konuşma geçti aramızda;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Alo neredesiniz?, Hangi bölgedesiniz şu anda?” &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzOtRluD80I/AAAAAAAABqw/xEPFvqh1HXg/s1600-h/SANY0354.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 244px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzOtRluD80I/AAAAAAAABqw/xEPFvqh1HXg/s400/SANY0354.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418865294351528770" /&gt;&lt;/a&gt;“Stockholm, Mälar Kanalı kenarındayız, kuğumuzu bulduk da! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mälar Kanalı! kuğular! Su an İskandinavya büyük ‘Hund Mässa’ şovunu izlemeliydiniz bana göre. Unuttunuz! Yirmi dakika sonra oradan bana görüntülü yayın yapıyorsunuz!  Okay! God Bay!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çat telefon kapandı. ‘Kim bu bayan diye sordum Feryal Hanım’a.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“NİS Media’nın direktörü, Bayan L. Kay. Haber beklediğini söyledim! Cins köpekleri var. Birisi de Mundo; son ayrılışımızda öleceğini biliyorduk ve ikimiz de hüngür hüngür ağlamıştık, Washington’da havalimanına gitmeden önce.. Hatta uçağa yetişemedik Mundo geri dönüşümüzde bizi sevinç çığlıklarıyla karşılamıştı...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözü uzatmayalım. İşte böyle! 'Kennel/Hund Fuarı' görevi ortaya çıktı. Güneşli günü  bırakıp fuara koştuk. İyi de oldu!&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPISL3glhI/AAAAAAAABrI/paKuQdvSVtI/s1600-h/Copy+of+SANY0347.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 188px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPISL3glhI/AAAAAAAABrI/paKuQdvSVtI/s200/Copy+of+SANY0347.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418894991405651474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet! Orada bizleri daha büyük şaşkınlık beklemekteymiş meğer! Bu konuya yabancıyız. Yarışlarda bizim içinden çıkamayacağımız şeyler oldu. Bizi yanıltan şu, bu, faktörler bir yana, yıllarını bu konuya ömür veren uzmanlar da şaşırmış olmalılar. Belleğimde kalan ögeleri sonunda  sıralamak üzere mikrofonu blog editörümüz Feryal Hanım’a bırakıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli İzleyiciler,&lt;br /&gt;Öncelikle elemelerin yapıldığı C Salonuna uğradık. Bu büyük salonda kimi dinlenen, kimi üşümüş, kimi etraftan biraz ilgi görmek için kuyruk sallayan, irili ufaklı  pek çok köpek gördük. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPJNAwFiDI/AAAAAAAABrQ/pHjVbMlmy6Q/s1600-h/Copy+of+SANY0359.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 185px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPJNAwFiDI/AAAAAAAABrQ/pHjVbMlmy6Q/s200/Copy+of+SANY0359.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418896002034010162" /&gt;&lt;/a&gt;Bu salondaki seçmelerin  de oldukça heyecan verici olduğunu gözlemledik. Birincilerinin zorlu eleme yarışlardan geçerek hazırlık yaptıklarını anladık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine büyük salondayız. Tüm dünyadan 7000 köpeğin farklı kategorilerde katıldığı, ön elemelerin ardından seçilmiş olan köpekler arasındaki final yarışmaları başladı. Tam 10 ayrı dalda final oldu... Önce orta hakem anons ediliyor ve müzik eşliğinde aydınlanarak aralanan perdenin arasından hakem bir star gibi salona giriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPJ-32J4yI/AAAAAAAABrg/GSoPoh767r0/s1600-h/Copy+of+SANY0331.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 182px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPJ-32J4yI/AAAAAAAABrg/GSoPoh767r0/s200/Copy+of+SANY0331.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418896858637001506" /&gt;&lt;/a&gt;Birbirinden bakımlı ve terbiyeli köpekler sürücülerin yanında salonu turlayıp yerlerinde duruyorlar. Köpeklerin hiçbirinde saldırganlık ya da aşırılık görülmüyor. Sürücüler tasmaları öyle usturuplu tutuyorlar ki, köpekler kıpırdamadan öylece duruyorlar. Farklı traş olanlar son derece gösterişli, tüyü olmayanlar da sade ve gösterişli. Hepsinin gözleri sürücülerin el hareketinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPLQxuUyJI/AAAAAAAABrw/kGvV2HVSMdM/s1600-h/SANY0293.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 166px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPLQxuUyJI/AAAAAAAABrw/kGvV2HVSMdM/s200/SANY0293.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418898265742821522" /&gt;&lt;/a&gt;Yarışma sırasında ipin ucunu kaçıran ve kaçırmayan yarışmacılar vardı. Örneğin bir Chow Chow (Çin Aslanı) cinsi köpek bakıcısının sözünü filan dinlemeyi bıraktı neredeyse salonda kendi başına koşmaya başlayacaktı, aklı fikri bakıcının vereceği yemekte, iştahı iyice açılmıştı anlaşılan kimseyi dinlemiyordu. Gerek sahibi gerek hakem ve gerekse izleyiciler bu durumu kahkahalarla izlediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa diğer köpekler sürücülerin önünde sanki heykel gibi duruyor. Bazıları oldukça yorgun görünüyorlardı. Hele bir terrier cinsi yarışmacı tam da hakemin önünde küçük bir şov yapacakken kendini bırakıverdi, yani küçüğünü kaçırdı. Sahibi kıpkırmızı kesildi ama köpek demek ki zor durumdaydı. Hakem ise olur böyle şeyler der gibi yarışmacıyı yerine yönlendirdi. Siz danseden köpek gördünüz mü, diye sormuştum. İşte en altta, bu fuarın şov birincisinin videosu. Öteki konuları erteliyor, sözü Tekin Bey'e bırakıyorum.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPMvK_uYdI/AAAAAAAABsA/LCR5Bf4Rhq4/s1600-h/SANY0317.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPMvK_uYdI/AAAAAAAABsA/LCR5Bf4Rhq4/s400/SANY0317.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418899887434392018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;Feryal Hanım’ın verdiği bilgiler şu anda yeterli. Bir açıdan yarışmanın karmaşasını çok iyi anlattı. İki ek düşerek önceki izlenimlerime bir yineliyorum; BEŞ ana grupta toplanabilir bana göre konu.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPMI0SRUnI/AAAAAAAABr4/bF34dz249HQ/s1600-h/Copy+of+SANY0293.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 152px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzPMI0SRUnI/AAAAAAAABr4/bF34dz249HQ/s200/Copy+of+SANY0293.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418899228503134834" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR; hero köpekler, madalya alanlarını ve nedenlerini sunduk. İKİ; danseden köpekler, bunlar en çok alkış alanlar oldu ve Feryal Hanım çok iyi  çekimler yaptı her iki gün, birisini de bugün aşağıda sunuyoruz, tıklamayı unutmayın. ÜÇ; Amerikalı yazar Jack London’un (1876 1926) edebiyat alanında klasik düzeye çıkardığı köpeklerinin yitirdiği yarışlar. Bize göre sahneden atıldılar. İlk beş sıraya bile giremediler daha ilk gün bile iki gün boyunca onları hiç göremedik. Jack London’un  kemikleri sızlamıştır. DÖRT; C Salonunda yarışlara giren ‘junior’ ya da genç köpeklerin bir yıl sonra daha üst bir düzeyde sahne almaları için kıran kırana süren rekabetçi arena. BEŞ; Feryal Hanım’ın dikkatinden kaçmayan konu, Sivas Kangalları, buraya neden gelmediler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda videoyu tıklayın! Daha sonra başka bir sunumla buradayız.&lt;br /&gt;Sevgi, içtenlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feryal-Tekin SonMez&lt;br /&gt;Stockholm, 24 Aralık 2009 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-b91cb20230c55391" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v20.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db91cb20230c55391%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1332448772%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D59E19FC7AB49A5CA47366A63DD2B0770ED44CAF8.410869C755CDE691BDF3238FA1501C8ECEE9149B%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db91cb20230c55391%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dg2guNg50p1ZvjC1O4cVeoDCOV_s&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v20.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db91cb20230c55391%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1332448772%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D59E19FC7AB49A5CA47366A63DD2B0770ED44CAF8.410869C755CDE691BDF3238FA1501C8ECEE9149B%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db91cb20230c55391%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dg2guNg50p1ZvjC1O4cVeoDCOV_s&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-4264318472962076385?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/4264318472962076385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2009/12/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/4264318472962076385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/4264318472962076385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2009/12/blog-post.html' title='‘Hund Mässa’/Köpek Fuarı Stockholm;  İkinci yazı'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SzOvzERa9jI/AAAAAAAABrA/9OnIK_E47mM/s72-c/SANY0322.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1590021457658369701.post-7374038262275050649</id><published>2009-12-18T12:37:00.000-08:00</published><updated>2009-12-19T13:34:31.588-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rock&apos;n roll'/><title type='text'>Köpekler, insanlar ve ötekiler; İlk yazı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/Syvugw4LTbI/AAAAAAAABmU/HiwFeAGnqqc/s1600-h/ilk+resim.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 319px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/Syvugw4LTbI/AAAAAAAABmU/HiwFeAGnqqc/s400/ilk+resim.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416685223486901682" border="0"&gt;&lt;/a&gt;Değerli İzleyici,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırada bekleyen renkli haberler yoğunlaşırken.. beklenilmedik bu güneşli günde Stockholm kanallarındaki gezimizi kennel fuarı görevi ortaya çıkınca yarım bırakıp koştuk, diye söze girdim geçen hafta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zahmet olacak açıp bakınız; http://fairtekinsonmez.blogspot.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konu nasıl böyle hızla öne geçti, diye bir tümce de var orada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle oldu; Mälar Kanalı’nda kuğularımızdan birisini bulduk uzun zaman sonra, ona biraz ekmek verdik. Bu kuğu öyküsünü de sizinle paylaşmayı düşünüyoruz. Bakın, Mälar Kanalı’nda kuğu olur  mu diye sormayın! Bu öykü Haziran sonlarında başladı. Geçen hafta gelişti, yavru kuğular büyümüş ve sürüden ayrılmışlar. İşte bunların birisine ekmek verdik ve onu izlemeye koyulduk. Olay bundan sonra gelişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk görsel malzeme ile ilk izlenimleri kısaca içeren yazılı metni hemen o akşam http://fairtekinsonmez.blogspot.com’da yayınladık. Yayınladık fakat ayırdına varmadan etkilenmiştik. Ertegün daha erken gittik ve C Salonu da dahil tüm etkinliği izledik, madalya törenlerini yakın planda fotoğrafladık. Feryal Hanım güzel video kayıtları yaptı.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SywdU96bzlI/AAAAAAAABm8/OEuULfssw-4/s1600-h/CIMG0267.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SywdU96bzlI/AAAAAAAABm8/OEuULfssw-4/s200/CIMG0267.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416736697874107986" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En altta, izlemenizi önereceğimiz video gibi ayrıntılarla birkaç gün sürebilir yoğun bir doküman kaynağı oldu elimizde. Salt ikinci gün bine yakın kare fotoğraf çektiğimizi, eve gelince kavradık. İlk değindiğim gibi ayırt etmeden etkilendik. Bu kadar görselliğin içinde bizi tetikleyen ikincil faktör, üçüncül faktör derken birçok başka etkenler de duygu yağmurları gibi önümüzden gelip geçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuğuların eksi 5-6 derecede kanalda nasıl yaşayacakları sorusuna, kendimiz yanıt veremezken, orada yedi bin köpek, sıranın gelmesi için çoğu kafeste bekleyen bu canlıların yarışmadaki zorlu yaşamlarını da düşünmeye koyulduk. Bir de bu işe ömür adayan insanlar vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygular daha etkin vurmaya başladı kapımızı. Fotoğrafları dizgeli dosyalama işlemi sırasında, Mundo’nun fotoğrafları da çıkageldiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O Mundo ki, Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan 'Afganistan İzlenimleri' (5 şubat 2002 ilk sayfa sürmanşet), seri yazıları için Kabul * Afganistan savaş muhabirliği günlerinde bu satırların yazarına bir anlamda destek vermişti. Bu blog böyle bir anı arkaplanı ile oluştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arkaplan, Kabul/New York arasındaki telefon konuşmalarının, New York/İstanbul telefon konuşmalarının ödenmesine dek yansıdı. Mundo, bugün yaşamıyor. Geride pek çok anı bıraktı giderken Mundo! Evet!&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SywbCr__KwI/AAAAAAAABm0/IXGVAL79p0k/s1600-h/CIMG0266.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 134px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SywbCr__KwI/AAAAAAAABm0/IXGVAL79p0k/s200/CIMG0266.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416734184804657922" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu silmedik. Yaşasın, dedik. Tüm bu çağrışımlar  duygu yükleyici ve taşıyıcı lokomotif oldu. İyi de; 'Köpekler, insanlar, ötekiler' başlığı altında blog da nedir? Bunun ironik olduğunu biliyoruz. Fakat Sonunda modern gazetecilik, 'haber' journalizm bizim işimiz. Yüzlerce Web Site ve bloglarla farkımız bu. Bu erekle, modern gazetecilik adına bu fuara gittik. Orada çektiğimiz görsellikler sıralarını bekleyecekler. Evet! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih öncesi çağlardan bu yana köpeklerle insanlar arasındaki mistik bağ da henüz tam anlaşılmış değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SywasgZMYQI/AAAAAAAABms/NbMaToDhvhk/s1600-h/SANY0187.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SywasgZMYQI/AAAAAAAABms/NbMaToDhvhk/s200/SANY0187.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416733803732033794" border="0"&gt;&lt;/a&gt;'İnsanın gerçek dostu' diye tanımlanan köpekler bir sektör olarak çocukları da çekim alanında sımsıkı tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köpek/insan ilişkisi artık sıradan bir konu olmaktan çıktı. Bakın 'kennel' diye bir uzmanlık alanı var. Bu konu milyonlarca insanı meşgul etmek değil salt, mutlu etmekle de sınırlı kalmıyor, finans kaynağı açısından çok büyük bir sektör olarak da gündemi dolduruyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca konu arasında, bu blog bizim açımızdan, yukarıdaki ilk öğe duygu açısından kendisine özel bir yer yaptı. 'İskandinavya’nın en büyük köpek festivali’ ya 'Kennel Fuarı' ile başlattığımız haberler orada kalmayacak, modern gazetecilik düzeyi olarak bundan böyle 'Köpekler, insanlar, ötekiler' bağıntı ilintisiyle bu blog ile sunulacak sizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anılar arkaplanıyla ışık avcısı Mundo bakın bizi nerelere getirdi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi, içtenlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feryal-Tekin SonMez&lt;br /&gt;Stockholm, 18 Aralık 2009&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-e493d9f0cfe70785" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v6.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3De493d9f0cfe70785%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1332448772%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D42D79EC6E1AAD5D10B51A1A1F4DE5FC481004336.2B624CCB1071D14355C35FA9AC90F852AA560694%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De493d9f0cfe70785%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DQLIbVA4iZSL5qjJGRa1ypbdrtZU&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v6.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3De493d9f0cfe70785%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1332448772%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D42D79EC6E1AAD5D10B51A1A1F4DE5FC481004336.2B624CCB1071D14355C35FA9AC90F852AA560694%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De493d9f0cfe70785%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DQLIbVA4iZSL5qjJGRa1ypbdrtZU&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1590021457658369701-7374038262275050649?l=friendostekinsonmez.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/feeds/7374038262275050649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2009/12/degerli-izleyici-srada-bekleyen-renkli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/7374038262275050649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1590021457658369701/posts/default/7374038262275050649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://friendostekinsonmez.blogspot.com/2009/12/degerli-izleyici-srada-bekleyen-renkli.html' title='Köpekler, insanlar ve ötekiler; İlk yazı'/><author><name>Tekin SonMez</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10824812044151351040</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/SXKsvxQqStI/AAAAAAAAABw/61DhJxADCOU/S220/mendilli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/Syvugw4LTbI/AAAAAAAABmU/HiwFeAGnqqc/s72-c/ilk+resim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
